Erol Bulut

Erol Bulut

Fenerbahçe kültürünü tanıyan, Türk futbolunu ve süreç içerisinde karşısına çıkabilecek olağan dışı etkenleri bilen, Alman disiplini ile yoğurulmuş, bilimi kullanan ve kendine güvenen akıllı tercihlerden birisi Erol Bulut.

26 haftada en çok korner golü atan takımlardan olup, en az korner golü yiyen (1) takım Alanyaspor. Kornerden yedikleri tek gol maçı kopardıkları, skoru 4-0’a getirdikleri, rehavetin üst düzeyde olduğu 18. haftada oynanan Kayserispor maçı. Erol Hoca, bu işin sırrını her hafta duran top organizasyonları üzerinde yoğunlaştıklarını, ekseri maçtan bir gün önce, antrenmanın neredeyse tamamını duran toplar için ayırdığını söylüyor. Yoğun duran top çalışmanın meyvesini fazlasıyla alıyor, almaya da devam edecek.

Erol Bulut antrenman konusunda kendini ve ekibini geliştirmiş durumda. Fizik antrenmanlarının menşei Almanya ve sertliği ile ün yapmış olan İtalya’dan alıyor. Zaten kondisyoneri Pantelis Pantelopoulos, Napoli’de eğitim almış. Havadan drone destekli geçen antrenmanlara ilaveten, Alanyaspor oyuncularının üstlerinde GPRS cihazı var. Böylelikle oyuncuların kalp atım sayıları hesaplanıyor, kim ne kadar hangi hızla koşmuş, önceki hızına çıkabilmiş mi, daha ne kadar antrenman yapması lazım gibi sorular cevap buluyor. Öte yandan Erol Bulut Hocanın ekibinde psikologun yanı sıra diyetisyen dahi bulunuyor. Hatta önemli detay vereyim. Erol Hoca, Alanyaspor’a geldiğinde takımın yağ ortalaması %12,50 iken, şu anda 7,50 civarına kadar düşmüş durumda.

Teknik direktör ve oyuncunun aynı dili konuşmasının önemi oldukça yüksek. Erol Hocanın İngilizce, Almanca ve Yunanca konusunda hünerli olduğunu, bu dilleri akıcı bir şekilde konuşabildiğini hatırlatayım.

Erol Bulut’un, Abdullah Avcı’nın ekibinde olması ile üç yıl onunla çalışmasına istinaden hem medya, hem de izlediğini anlamayan, futbol bilgisi kısıtlı insanların kalıplaşmış cümleleri ve fikirleri yüzünden konsept olarak Avcı’ya benzetiliyor. Ben öyle düşünmüyorum.

Misalen çok basit, şeffaf, herkesçe anlaşılabilir bir istatistik vereyim. Erol Hoca, Avcı yahut Kocaman gibi pas üzerinde yoğunlaşmıyor, hatta bu anlayışa karşı çıkıyor. Avcı ve Kocaman takımlarının maç başına pas ortalaması 500, 550 hatta zaman zaman 600 civarında seyrederken, Erol Bulut’un Alanyaspor’u ortalama 300 ila 350 pas yapıyor. Erol Hoca, pas kalibresi düşük futbolcular ile yapılan lüzumsuz pasın rakibi zorlamadığına inanıyor.

Hocanın şöyle bir ifadesi var, ‘’yarı sahamda yaptığım 500 pas, klas oyuncularım yoksa bize avantaj sağlamaz. Boşluk bulup, topu ne zaman dikine oynayacağını, rakip kaleye ne zaman ineceğini bilen oyuncu grubu varsa yarı sahamda 300 pas yapabilirim. Barcelona gibi oyuncu zümrem yahut Mane, Salah ve Firmino gibi önde paslaşacak futbolcularımız olsa ammenna. Ama bizim o perspektife ve yeteneğe sahip olan oyuncu sayımız yok, çok az. E, hal böyleyken pas yapmak ne kadar doğru?’’

Büyük takımlarda, Alanyaspor’da uyguladığı anlayış ile rakipleri avlamanın zor olacağının farkında ve bilincinde olan Erol Bulut şunu deklare ediyor: ‘’Büyük takımsın, önde olduğunda en yaparsın? Top tutarsın. Ama sonuca varmak için, gol atmak için, skor yapmak için rakibi baskı altına alman lazım, rakibin düşünmesine izin vermemen lazım. Golü bulduktan sonra açıklar olacak rakibin savunmasında, çünkü o sana baskı yapmak zorunda. Oradan nasıl çıkabileceğini çalışıp, uygulatabiliyorsan sorun yok’’ diyerek, büyük kulüp felsefesi ile tezat duruma düşmediğini belirtiyor.

Bunlara ek olarak bir anektod daha vereceğim. Dünya genelinde atılan gollerin azımsanmayacak kadarı (yaklaşık %90) geçişlerde, az pasla hızlı çıkılan, direkt oynanan hücum aksiyonlarında gerçekleşiyor. Ligimzde golü en az pas ile atan takım %2 ila 2,50 ile Alanyaspor’dur. Sonra %5 ile Fenerbahçe ve %6,50 ile Galatasaray geliyor. Dünya standardı ise %4 civarında. Türkiye’de bunu başarmak, üstelik bir Anadolu kulübü ile dünya standartlarını altına almak, gerçekten muhteşem bir şey!

Hocanın yukarıdaki beyanatına ve oynattığı oyuna rağmen hala Abdullah Avcı ve Aykut Kocaman benzetmesi yapacak olan arkadaşlar varsa bundan sonra vicdanına hesap versin.

Erol Hocanın Alanyaspor’da kurguladığı futbolu, Ersun Yanal Hocanın takımlarına benzetiyorum. Neden? Bir maçta 20-30 şut atabilmek için az pasla hızla kaleye inip, rakibi hazırlıksız yakalaman lazım. Fenerbahçe ve Alanyaspor bunu yapıyor. İkisinin de takımlarının fizik kondisyonunun seviyesinin üst düzey olduğunu görebiliyorum. Pres yapmaya rakibin defans oyuncusundan başlıyorlar. Bu sezonun ikinci yarısında oynadığımız Alanyaspor maçını hatırlayın. Jailson’a ne kadar yakın oynandığını, Gustavo ve Ozan’ın kilitlendiğini, şok pres ile kazanılan topta Altay’ın kurtardığı pozisyon vardı mesela. Ha keza kupa maçında Seri ve Lemina’nın pas bağlantılarını keserek, Galatasaray’ın nasıl yok edildiğini hatırlayın. Örnekleri çoğaltırız, konumuza dönelim. Adam eksilebilen ve içeri kat eden, forvet niteliklerini barındıran kanat oyuncuları kullanıyorlar. Nihai hedefleri rakip kaleye en hızlı şekilde gidip, golü bulmak. Halihazırda bu sezon Fenerbahçe ile çok benzer istatistikler yakaladı Alanyaspor, hatta aynı sorunlardan muzdarip bile oldular. Erol Hocanın, Malatyaspor’da savunma ağırlıklı oynattığı oyunun sebebi sahip olduğu oyuncu grubuydu. İlk sezonunda küme düşecek takımı 10. yaptı, ikinci sezonunda ise Avrupa bileti aldırdı. Başarısız diyebilir misiniz?

Erol Hoca, ligimizde rakip takım analizi hususunda önde gelen isimlerden. Her maç öncesinde rakibini, ekibi ile detaylı analiz ediyor ve bunun neticelerini sahada görebiliyoruz. Analiz toplantılarını ekseri 20 dakika bandında tutarak, genellikle 5 toplantı yaptığını biliyorum.

Büyük takımlara karşı elde ettiği oyun ve skor başarısını, evvela teferruatlı analize ve takımını önde yaptırdığı baskıya borçlu dersek hatalı bir tanım olmaz. Sezonun ilk yarısında 20 şut çekip, 13 korner, 39 orta yaptıkları ama Muslera’yı geçemedikleri Galatasaray, Fenerbahçe ile oynanan maçlarda ve Galatasaray’ı kupadan saf dışı bıraktığı maçlarda da rakiplerinin pas bağlantılarını keserek, ikinci bölgede yapılan şiddetli, takım halinde yapılan ılımlı pres sayesinde oyunu ve skoru kazandı Alanyaspor.

Erol Bulut taktik ve diziliş esnekliğine haiz bir profil. Çoğunlukla 4-2-3-1 dizilimi ile başlıyor fakat oyun içinde 4-3-3, 4-3-1-2 4-4-1-1, 4-4-2 hatta Allegri ile tanıdığımız 5-3-2 dizilimine kadar takımına sahada esneklik tanıyor.

Alanyaspor’un yakaladığı istatistikler biraz garip. Ortayla en fazla gol atan ikinci, %15,9 ile ligin en çok şut atan ikinci, attığı 44 golle en fazla gol atan beşinci, yediği 25 golle kalesinde en az gol gören ikinci takım. 26 haftada rakiplerine en az net gol pozisyonu veren (42) üçüncü, en yüksek gol beklentisi (xG) yakalayan dördüncü takım. Aynı zamanda sezonun ilk yarısı itibari ile rakip ceza sahasında en fazla topla buluşan (22) dördüncü takım. Puan kaybı yaşadıkları maçlar tablonun orta ve yukarısında olan takımlarla karşı oluyor, ilk 10 altında sıkıntı yaşamıyorlar.

Tıpkı Fenerbahçe gibi çok pozisyona giriyorlar, çok şut atıyorlar, puan kaybettikleri maçlarda üstünlüğü sağlıyorlar, (FB deplasman hariç, hemen hemen hepsinde üstün olan taraftı) ceza sahasında topla çok buluşuyorlar, ama topu kaleye sokamıyorlar. Sivasspor ve Trabzonspor’un bu anlamda avantajı var, yüzdeleri yüksek.

Ekibinde herhangi bir scout yok fakat kendisinin repertuarı geniş. İstediği ve aldığı pozisyonlara doğru oyuncuları buluyor. Guilherme, Aleksic, Donald, Bakasetas, Onur Bulut önemli transferler. Aynı süre zarfında Fenerbahçe, yetenekleri ve potansiyeli oldukça sınırlı olan Murat Sağlam’ı alırken, Alanyaspor Onur Bulut’u aldı. İkisinin arasında olan makas farkı aşikâr. Neyse, hepsi yurt dışından geldi, bizzat sorumluluğunu üstlenerek transfer etti Erol Bulut.

Bence Erol Bulut’un en büyük dezavantajı kuşkusuz Avrupa tecrübesi olmaması. Nenad Bjelica’yı öne çıkaran nokta da tam olarak burası oluyor. Vasat kadrolarla iki senedir Avrupa’da hiç fena işler yapmamış Nenad. Ama Nenad hakkında yeteri kadar bilgi birikimine sahip değiliz. Twitter’da yapılan floodlar, bana bundan iki sene öncesini, sıcak bir Haziran ayının ortalarını anımsatıyor. Phillip Cocu ile sözleşme imzalamanın son düzlüğündeyken söylenen, anlatılanlar düşüyor hatırıma. Çok benzer bir durum. O yüzden Bjelica hakkında temkinli ve nötr kalıyorum.

Sözlerime son vermeden önce, istatistiki veriler için Gürkan Kubilay ve analiz ekibine teşekkür ettiğimi belirtmek istiyorum. Hoca konusunda inşallah doğru seçimi yapar, maratonun sonunda özlediğimiz şampiyonluğa ulaşırız.

@Zlatan_Ramos

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial