“ANLAMAK VE SİHİRLİ YEDİLİ” Saltuk Buğra Erdem

Hayat’ta her daim bir işin başındaki sorumluluk sahibi insanlara kendi kafanızdaki düşünceleri dikte etmek yerine, o kişilerin ne yapmak istediklerini, yaptıkları işle ilgili neyi düşünüp amaçladıklarını anlamaya ve tahayyül etmeye çalışmalısınız.

Bizim ülke toplumunun kahir ekseriyetini bu konuda oldukça geri olduğu için insanlar hiçbir surette anlaşılmaya çalışılmaz, asla empati yapılmaz doğal olarak da sorumluluk sahibi insanın kendini net ve özgür bir şekilde ifade etmesinin önü kesilir. Hele ki söz konusu futbol olduğunda, yöneticisinden, taraftarına ve medyasına kadar herkes bir numaralı futbol uleması kesilir ve sorumluluk sahibi insana kendisini sağlıklı şekilde ifade etme şansı verilmez.

Bu sebepten dolayı da ülke futbolu bir arpa boyu yol katedemez. Bu düşünceler, Ersun Yanal’ın transfer ve sistem tercihi ve dünkü Gazişehir maçı ışığında Ersun Hoca’nın ne yapmak, nasıl takım kurmak arzusunda olduğunu kendi çapımızda tahayyül etmeye çalışalım. Öncelikli olarak, yukarıdaki satırları yazan bir kişi olarak, aynı toplumun kahir ekseriyeti gibi bende daha 4-5 gün öncesine kadar Hoca’ya sallıyordum.

Oynatmak istediği 4-4-2 şablonunun eldeki oyuncularla, özellikle kanat oyuncularıyla oynanamayacağını, hatta bunun ucube bir sistem olduğunu dile getiriyordum. Lakin büyük ihtimalle yanıldığımı gördüm. Çünkü Ersun Yanal’ın oynatmak istediği oyunda temel unsurlar kanat oyuncularından ziyade SİHİRLİ YEDİLİ olacak.

Kanat oyuncuları sihirli yedilinin tamamlayıcısı olacak. Peki bu SİHİRLİ YEDİLİ nedir ve kimlerdir? Takımın temel omurgasını oluşturan kaleciden forvetlere kadar uzanan merkez oyuncuları. Yani, Altay-Zanka-Jailson-Emre-Ozan-Kruse-Vedat…Hoca’nın kafasındaki bu anlayışı anlamadan önce, kendimce eleştirirken gerekçem şuydu: Kruse ve Vedat’lı 4-4-2 sistemiyle tipik çizgi oyuncuları olan Moses ve Garry ile başarılı olunamayacağını, Moses ve Garry’nin içe kat eden oyuncular olmadığı için 3.bölge havuzunun yani rakip yarı alanın boş kalacağını bu yüzden ortaya iyi bir oyun anlayışı çıkamayacağını düşünüp, dile getiriyordum.

Lakin kazın ayağının öyle olmadığını anladım. Öncelikli olarak Ersun Yanal’ın neden ısrarla Max ve Vedat’ı istediğini idrak ettim. Ersun Hoca bu oyuncuların sırtı dönük oyunu iyi oynamaları ve iyi top saklamalarından dolayı 3. bölge havuzunu bu oyuncularla doldurup arkadan kendilerine destek veren Ozan ile üçgen kurmak suretiyle o bölgede aksiyon yaratmak istediklerini anladım. Gazişehir maçındaki 4. golü tekrar izlerseniz ne demek istediğimi daha iyi anlayacaktırsınız. 4. golde top geriden Tolga vasıtasıyla öndeki Kruse’ye aktarıldı, Kruse’de çaprazındaki Ozanla verkaç yaparak rakip 3. bölgesini bir an da imha etti ve ardından Dirar’ın golü geldi. Ayrıca Altay hariç diğer Altılı’yı birbirine sürekli yakın oynatmak suretiyle stoperlerden, forvetlere kadar tek blok meydana getirdi. Buradan da anladığım, Ersun Yanal bu sistemde stoperleri sadece bir savunmacı olarak kullanmayacak.

Aynı forvetler ve orta ikili gibi sistemin işlemesi için temel unsurlar olarak kullanacak. İşte bu sebepten dolayı Ersun Yanal transfer sezonunun başından itibaren, tipik bir stoper yerine, ısrarla Kolarov, Rojo, hatta Luiz Gustavo tarzı ayağı çok iyi, topu çabuk ve isabetli servis yapan, aynı zamanda da “Orta Saha Özelliği” olan bir stoper istedi.

Bunun yanında hem kendi futbol mantalitesinde, hem de Fenerbahçe’nin futbol mantalitesinde küçük bir devrim yaparak, defansın önünde Çapa diye tabir edilen kesici balta oyuncudan ziyade, Hollanda’lı futbol dahisi Johan Cruyff’ün Barcelona’da Bakero vasıtasıyla dünya futboluna kazandırdığı, İtalyanların Regista (Derin oyun kurucu) diye tabir ettiği, teknik kapasitesi ve oyun zekâsı yüksek aynı zamanda çok çabuk düşünüp uygulayan oyuncu modeline geçti.

Şu an da bu görevi bir futbol dahisi Emre’ye vermiş durumda. İlerleyen zamanlar ne getirir bilinmez. Hoca’nın stoperler, Regista ve hatta ön alandan desteğe gelen Max Kruse’yle yapmak istediği nedir? İlk olarak geriden yani kendi birinci bölgemizden topla çıkarken, rakibin yaptığı ön alan baskısını en başta Zanka-Jaja-Emre ve Kruse ayrıca onlara destek verecek Ozan ve Vedat’la çok çabuk kırıp topun ön bölgeye sağlıklı ve çabuk şekilde geçirilmesi amaçlanıyor.

Top geçirildikten sonra da Moses, Garry ve Ozan gibi dikine çok iyi kateden oyuncularla rakibi eksik ve dengesiz yakalayıp pozisyon bulmayı amaçlıyor. Ayrıca bu doğrultuda da rakibe psikolojik bir yenilmişlik hissi vererek, rakiplerin Fenerbahçe’ye ön alan baskısı yapmaya kalktıklarında 10 defa düşünmeleri gerektiği psikolojisi içerisine sokmaya çalışıyor.

Gelelim takım öndeyken alınacak pozisyona. Ersun Yanal burada ısrarla istediği oyun kurucu sol ayaklı ve topla kateden stoperi bir nevi önlibero gibi de kullanarak 2. bölgede Zanka-Emre-Ozan-Jaja (Kolarov-Rojo-Gustavo) dörtlüsüyle mutlak bir hakimiyet kurmak istiyor.

Burada mutlak hakimiyet kurduktan sonra da Türkiye liginde topu 3. bölgeye en iyi taşıtan Hoca olarak, topu 3.bölgedeki Kruse-Vedat-Moses-Garry-ve bekleme çabuk bir şekilde aktarıp hücum aksiyonları yapmayı amaçlıyor. Ayrıca Max ve Vedat’ı basketbolda ki pilotlar gibi kullanıp oyunu 3. bölgede onlar üzerinden şekillendirmeyi amaçlıyor. Ne demek basketboldaki Pivot gibi kullanmak? Dünyanın en güzel takımını dikkatli takip edenler duruma vakıftır. Obradoviç, Guardlar üzerinden oyun kurulamadığı vakit, topu alçak post’taki Udoh, Vesely ve Joffrey’e indirtiyor.

Bunların alçak posttaki sırtı dönük oyunları üzerinden sete yeni bir yön verdiriyor. İşte futbol takımında da Vedat ve Max’ın rolleri sadece kaleye smaç basmak olmayacak. Aynı zamanda bu ikili sahip oldukları sırtı dönük oyunu oynama meziyetlerinden dolayı 3. bölgede alçak post oyunu oynayıp, takımın hücumuna yön verecekler. Bütün bunların yanında, bekler ve kanat oyuncuları bu SİHİRLİ YEDİLİNİN tamamlayıcısı olacaklar.

Ersun Hoca’nın Altay’ı, Emre’yi, Vedat’ı, Max’ı Gustavo-Rojo-Kolarov üçlüsünden biri veya ikisini neden ısrarla istediğini şimdi anladık mı? Hatta orijinal stoper Sadık dururken, neden Jaja’yı tercih ettiğini? Hoca’nın tasarladığı anlayış tutar veya tutmaz. Bunu zaman gösterecek. Ancak ne yalan söyleyeyim, ciddi anlamda ezber bozan, sırf Yanal’ın şahsına münhasır bir takım ve 4-4-2 mühendisliği. 40 + yıldır futbol izlerim, 4-4-2 sisteminin bu şekilde tasarlandığına ilk defa şahit oluyorum.

Kaptan Emre Belözoğlu’nun dünkü röportajında dediği gibi, bu anlayışı oturtmak epey zaman alacak. Lakin bu zaman diliminde umarım yönetim Hoca’nın istediği transferleri yapar, kendi kafalarına göre transfer yapmazlar, taraftarda sabırla destek verir. Sistem tam manasıyla işlemeye başladığı vakit Kadıköy sakinlerini çok keyifli günler bekliyor diyebiliriz. Ne diyelim; İyi seyirler. Yazıma son verirken, başta söylediğimi sonda da söyleyeyim.

Önce karşınızdakinin ne düşündüğünü anlamaya çalışın ve ona düşündüklerini yapabilmesi için özgürlük sağlayın. Sağlıcakla kalın.

Twitter: @sbugraerdem

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial